P1173793

KARS GEZİ REHBERİ

Bir doğu ekspresi hayaliyle başladı her şey. Evet, bunu gerçekleştirmeyi popüler olunca başarsak da, sonunda hiç beklemediğimiz şeylerle de karşılaştık. Tabii ki seyahatten bahsetmiyorum. Vardığımız yerde bulduklarımız söz konusu olan. Ankara’dan başlayarak Kars’da son bulan yolculuk Kars’ı yakından tanımamıza ve şok olmamıza sebep oldu. Meğer Kars ne yere bakan yürek yakanmış da bizim haberimiz yokmuş.

(Ayrıca; Kars’a ulaşım için Doğu Ekspresi tercih edecekseniz, bilet bulma ipuçları ve önerilerin olduğu yazıyı okuyabilirsiniz.)

 

Gelmeden önce biraz araştırmıştım elbette. Şehir önceleri tam 40 yıl Rusların egemenliğindeymiş. Ruslar birçok bina yapmış, hepsi enfes güzelliğe sahip. Rus, Ermeni ve Osmanlı’nın da katkıda bulunduğu farklı mimarideki yapılar şehre kültürel bir zenginlik katmış. Elbette sonradan yapılan çirkin binalar da var ama bunların yanında onları hiç ama hiç görmüyorsunuz. Bu güzel binaların çoğu devlet dairesine veya okula dönüştürülerek bir nevi koruma altına alınmış. Kars Defterdarlık Binası’nın olduğu Ordu Caddesi ve hemen arkasındaki Gazi Ahmet Muhtar Paşa Caddesi, bu yapıları en çok görebileceğiniz caddeler. Bana kalırsa bu sokakları adım adım gezip fotoğraflayın, hele ki mevsim kışsa sokaklarda büyük ihtimalle kar olacaktır. Eğer yeni yağan karın üzerinde kıtır kıtır dolaşırken üşürseniz, hemen yakınlarda nefis tatlılar sunan üçüncü nesil bir kahveci bile var.

 

KARS’A NE ZAMAN GİDİLİR?

Kars, buz tutmuş sokaklarında yürünmesi, soğuğunda titrenmesi ve beyazlığına hayran kalınması gereken bir şehir. Yani kışın mutlaka görülmeli. Yöresel yemekleri kışa çok daha yakışıyor ayrıca. Çıldır Gölü buz tutuyor ve siz gölün üzerinde dilediğinizce dolaşabiliyorsunuz. Beyaz Kars, o güzelim binalarıyla eski bir filmin içinde gibi hissettiriyor. Elleri ceplerinde, hafifçe öne eğik yürüyen insanlar, siz ne kadar dikkat etseniz de kayıp düşebileceğiniz buz tutmuş sokaklar, içeri girdiğinizde sizi sıcacık ısıtan Atatürk posterleriyle süslenmiş dükkanlar…

Yazın Kars’a gelinmez mi yani? Elbette gelinir. Beyaz Kars’ı bir de yemyeşil görmek için, hayatınızdaki en büyük çiçek tarlalarını görmek için, dünyaya konu olmuş meşhur Kars Gravyeri’nin nasıl yapıldığını izleyebilmek için, Ani Harabeleri’ni İrlandavari yeşilliğiyle görebilmek için gelmeli.

 

KARS’TA GÖRÜLMESİ GEREKEN YERLER

Kars’da görülecek yerlerin hepsi yürüyerek gezebileceğiniz mesafede. Dolayısıyla genelde bir araca veya toplu taşımaya ihtiyaç duymayacaksınız. İyi bir gezi planı yaptığınızda, hepsini teker teker bir gün içinde gezebilirsiniz. Benim tavsiyem; kuzey batı’da Kars Kalesi’nden başlayarak son durak Fethiye Camii’ne kadar ilerlemeniz. Bu mesafe aralığında görülecek yerleri şöyle sıralayabiliriz;

  • Kars Kalesi
  • Katerina Sarayı
  • Oniki Havari Camii
  • Hasan El Harakani Camii
  • Cheltikov Hotel
  • Defterdarlık Binası
  • Valilik Binası
  • Tuncay Güvensoy Evi
  • İsmet Paşa İlkokulu
  • Fethiye Camii

(Dilerseniz Kars Müzesi’ni de gezebilirsiniz. Biz vakit darlığından gidemedik.)

ÇILDIR GÖLÜ

Çıldır’a gitmenin en iyi şekli araba kiralamak, öncelikle bunu söyleyeyim. Çünkü eğer turla gidecek olursanız, kesinlikle aynı keyfi almayacaksınız. Çıldır’a sabah erken saatlerde henüz kimsecikler gitmeden hatta belki de karga …. (öyle bir söz vardı bilirsiniz) önce gitmek çok doğru bir hareket olacaktır. Kars merkez ile Çıldır gölü arası ortalama 70 km. Yalnız eğer bizim gibi Ocak- Şubat aylarında gidecekseniz yollar biraz karlı, buzlu olabilir. Korkacak bir şey yok elbet, çünkü kiralık otomobillerin neredeyse hepsinde kış lastiği var. Siz yine de kiralamadan önce sorarsınız. Biz aracımızı Alemdaroğlu‘ndan kiralamıştık. Şehrin dışındaki yerlere hiç sıkıntı yaşamadan böyle gittik. İstediğiniz yerde durup fotoğraf çekebilir ve İzlandavari yol manzarası eşliğinde kendinizden geçebilirsiniz. Yol boyunca her yer göz alabildiğine beyaz. En sık göreceğiniz yol arkadaşlarınız ise tilkiler. 

Çıldır’da yapılabilecek şeyler arasında buz tutmuş gölün üzerinde yürümek, koşmak, dans etmek hatta ‘kırılacak mı be acaba’ deyip zıplamak var. Bunların dışında renkli kıyafetleriyle bekleyen faytonlar var. Binip gölün üzerinde yorulmadan dolaşabilirsiniz. Daha ekstrem ne var diye sorarsanız, gölün çok iyi buz tutmuş ve soğuk dönemlerinde jeep ile göl üzerinde araç kullanabilirsiniz. Dikkat edin de gölü orta yerinden çatlatmayın!

Çıldır Gölü’nde balık avlama gibi bir etkinlik de yapabilirsiniz. Bunların çoğu biraz show aslında. Tabii eğer bu işi hakkıyla yapmak, yaşamak istiyorum derseniz balıkçılarla programlayıp birlikte ava çıkabilirsiniz. Elinizde elektrikli testere ile doğru isabetler yapın, kaza çıkmasın. Eminim bu fotoğraflar instagram’da size ayrı bir cazibe katacaktır.

Her yıl düzenlenen Çıldır Gölü Festivali’nde atlı kızak, dörtnal at yarışı, güreş ve atlı cirit gibi geleneksel oyunlar oynanıyor. Gitmeden önce tarihlerini kontrol etmek isteyebilirsiniz.

Gölün kenarındaki müessese Atalay’ın Yeri’nde sarı balık yemeyi ihmal etmeyin. Sıcacık çay, soba ve kedi bedava :))

BOĞATEPE KÖYÜ

Hayatımda gördüğüm en sağlam kadınlardan oluşmuş köy. Öyle işler yapmışlar ki anlatmak yetmez. Bu yüzden bunu başka bir yazıda uzun uzun anlattım. Yazı için tıklayın. Kısaca, Türkiye’de ilk ve tek Eko Peynir Müzesi’ni yapmışlar. Dünyaya konu olmuş Kars Gravyeri bu küçücük köyde yapılıyormuş. Aynı zamanda şifalı bitkilerden yapılan özel kremleri, kurutulmuş şifalı bitkileri ve bal gibi balları da varmış. Eğer peynir alışverişi yapacaksanız, doğrudan üreticiden, yani buradan yapmalısınız. Size el emeği kurdukları müzeyi gezdirip, atalarından gelen yöntemleri ve peynir çeşitlerini anlatacaklardır. Onları güzel güzel dinleyin, çünkü şaşıracağınız çok şey olacak.

SARIKAMIŞ

Kars merkez ile Sarıkamış arası 58 km. Günübirlik gezilebileceği gibi konaklama da yapabilir. Öyle ki kayak tutkunları için buradaki pistlerin çok önemli bir özelliği var. Alpler haricinde kristal karın düştüğü tek bölge. Sabah arabanıza gittiğinizde camların üzerindeki kristal şeklindeki kar taneleri silmek istemeyeceğiniz kadar zarif duruyor. Güneş ışığında her yer pırıl pırıl ışıldıyor. Kar, elinize alıp sıkıştırdığınızda bile birbirine yapışmıyor, kum gibi avucunuzdan akıp gidiyor. Yani bu ne demek oluyor?

Sarıkamış’da kardan adam ya-pıl-maz! :)))

ANİ HARABELERİ

Kars merkezden 42 km uzaklıkta yer alan Ocaklı Köyü’nde yer alan Ani Harabeleri yüzyıllardır farklı kültürlere ev sahipliği yapmış. İpek Yolu’nun üzerinde olması buraya ayrı bir önem katmış. 10. yüzyılda Ermeniler tarafından Anadolu’nun giriş kapısı olarak inşa edilmiş. O dönemde 100.000 kişilik bir nüfusa ulaşarak başkent yapılmış. İçinde kilise, cami ve sinagogların olmasıyla 1001 Kilise şehri de denmiş, 40 Kapılı Şehir de. Bir dönem sonra Selçuklu, Gürcü, Moğol ve Osmanlı egemenliğine geçmiş. Zenginliği 16.yüzyıla kadar korunmuş olsa da bu yüzyılın sonlarında şiddetli depremler yaşanmış. Çoğu bina yıkılıp gitmiş. 

Bölgeyi saat yönünde dolaşmak en mantıklı yöntem olacaktır. Ama bizim gibi sabahın yedisinde yollara dökülüp, kar, tipi, soğukta Ani’ye gelecek olursanız çok ayrıntılı gezemeyebilirsiniz. Bence burası için en güzel zaman Mayıs-Haziran-Temmuz ayları. Yeşil, huzurlu, tarihi ve etkileyici. 

 

Kullanılan kırmızı taşlar mimariye ayrı bir özellik katmış, bazısının içini gezebiliyorsunuz. Bir kısmına giriş yasak. Benim en çok etkilendiğim Anadolu’nun ilk camisi olan Ebul Manuçehr Camii’si. Büyük Selçuklu döneminde 1071-1072 yılları arasında yapıldığı söyleniyor. Camii’nin pencereleri hemen önündeki Arpaçay’a ve Ermenistan topraklarına bakıyor. Minarenin aynı zamanda bir gözetleme kulesi olarak da kullanıldığı düşünülüyor. 

Arpaçay üzerinde bir ayağı Türkiye, diğer ayağı Ermenistan topraklarında olan ve 900’lü yıllarda yapıldığı tahmin edilen taş köprü bulunuyor. İsmi; İpekyolu Taş Köprüsü. Yıkılmış tabii. Ama köprüden camiiye giden bir patika yol var. 

Tüm bölgeyi gezdikten sonra gözlerimi kapatıp şehrin kadınları, çocuklarıyla, evlerden tüten bacalarıyla en canlı dönemini hayal ettim. Bir zamanların o ihtişamlı kenti bana ışık hızında bir zaman yolculuğu yaşattı. Her tarafından tarih fışkıran ülkemiz Ani Harabeleriyle de UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’ne girmeyi başardı.

 

 

KONAKLAMA HAKKINDA

Konaklama için en güzel seçeneklerden biri Cheltikov Hotel, diğeri ise Katerina Sarayı. İkisi de şehrin diğer otellerine göre daha yüksek bütçeli ama sizi şımatmaya yetecek kadar da tarihi ve güzel mimariler. Cheltikov Hotel 1874 yılında inşa edilmiş bir Rus Konağı. Uzun süre Opera Binası olarak kullanıldıktan sonra hastane, doğumevi ve son olarak da otel olarak kullanılmış. Katerina Sarayı ise akşamları bahçesinde ateş yakılıp aşık atışmaları olan tarihi bir binada. Eğer bunlar dışında temiz ama daha uygun seçenekler arıyorsanız; Hotel Kafkasya, Kent Ani Hotel ve Sim-Er Hotel tercihiniz olabilir.

 

KARS’TA NE YENİR?

Kars Kaz Eti’yle ünlü olsa da tadına doyum olmayan başka lezzetleri de var. Bunlar Piti, Hangel, Revan Köfte, Ayran Aşı Çorbası, Erişte Aşı Çorbası gibi sıralanabilir.

Kaz Eti, kemikli veya kemiğinden ayrılmış seçeneğiyle mercimekli bir pilav üzerinde servis ediliyor. Restoranlarda genellikle menü halinde sunuluyor. Çorba, kaz eti, turşu, yoğurt ve genellikle şerbetle beraber iki kişilik menü fiyatı 70 TL. Çoğu kişi bu lezzeti tatmak için sıra bekliyor. Eğer akşam yemeği için önceden rezervasyon yaparsanız rahat edersiniz. Çünkü özellikle bu yöresel yemekleri sunan iki restoran akşamları hiç boş kalmıyor. Bana sorarsanız ben kaz etini gözümde biraz büyüttüm sanırım, beklediğim kadar olmadı. Puanımı şimdi anlatacağım yemek için kullanıyorum.

Piti; en önemli özelliği servis kısmında aslında. Pişirilen nohut ve kuzu iliği özel toprak kabında masanıza getiriliyor. Başka bir tabağın içinde parçalanmış lavaş parçalarının üzerine bu sulu yemek dökülüyor. Altta yemeğin yağı ve suyu ile ıslanmış lavaş parçaları ve lokum kıvamında et. Yemek için yarış yapmamıza sebep oldu diyebilirim. Tarifsiz lezzet dedikleri böyle birşey işte. :)) Fiyatı: 30 TL

Hangel; hengel, hıngal gibi farklı söyleniş tarzları da olan bir çeşit mantı. Ancak etli veya peynirli değil, boş mantı olarak yapılıyor. Açılan hamur baklava gibi kesiliyor, haşlanıyor. Servis edilirken üzerine sarımsaklı yoğurt dökülüyor. Onunda üzerine tereyağı ile kavrulmuş piyazlık soğan ve pulbiberli karışım gezdiriliyor. Bayıla bayıla yiyebileceğiniz lezzetler arasında. Fiyatı: 15 TL

Revan Köfte; dana sırt etinden birçok baharat karışımı ile yoğurularak macun haline getirilerek yapılan portakal büyüklüğünde bir köfte. Yanında patatesle servis ediliyor. Lezzeti yerinde, farklı bir seçim. Fiyatı: 20 TL

Yemekleri kadar çorbalarıyla da ünlü Kars mutfağında 2 çeşit çorba tatma fırsatı bulduk. Ayran Aşı ve Erişte Aşı çorbası. İkisi de yöresel farklı otlarla pişirilmiş. İkisinin de kendine has ve daha önce içtiklerinize benzemeyen tatları var. Sebebi, sadece yörede bulunan otların kullanılması. Mesela Ayran Aşı Çorbası’na manavlarında satılmayan ama köylülerin dağlardan topladığı ”dağ anığı” koyuyorlarmış. Hafif mayhoş tadı oradan geliyormuş. Kesinlikle denemeniz gerekenlerde çorbalar baş sırada. Çorbaların fiyatı ortalama; 7 TL

Reyhan Şerbeti; çok farklı ve güzel kokulu mis gibi bir şerbet. Hanımeli Restoranda deneyebilirsiniz.

Umaç Helvası; bildiğimiz un helvasından farklı olarak kavrulmadan yapılıyor. Malzemeler aynı, yapılışı farklı. Un suyla bulamaç haline getirilip kızgın yağa dökülüyor, pembeleştiriliyor. Başka yerde hazırlanmış şekerli karışımın üzerine dökülerek kıvam buluncaya kadar karıştırılıyor. Biz çok beğenince başka bir şey denemek istemeden her gün sipariş ettik. Yemeğin üzerine, taze demlenmiş çayla çok iyi gidiyor. Fiyatı : 8 TL

Sarı Balık; Çıldır Gölü’nü ziyaret ettiğinizde yenebilecek en güzel şey. Eğer hiç tatlı su balığı yemediyseniz tadı farklı gelebilir. Ön yargı ile yemeğe başlayıp fikirlerimi alt üst eden lezzetti. Menü ile servis ediliyor. Balık, turşu, ezme ve salata menü kişi başı: 40 TL

Kars Gravyeri; bilindiği gibi gravyer Kars’ın medarı iftiharı. Şehirde birçok yerde peynir tadımı yapabilir ve satın alabilirsiniz. Bunun yanında Kars balını da sakın unutmayın. 

 

 

KARS’TA YEME – İÇME MEKANLARI

Yukarıda bahsettiğim lezzetlerin çoğunu birçok restoranda bulabilirsiniz. Ama işi hakkıyla yapan, kapısında kuyruk olan ve beklemeye değen yerler var.

Hanımeli Restaurant; Dilek Hanım, özenle ve sevgiyle hazırladığı yemekleri misafirlerine sunarken eşi Çetin Bey akordeonuyla kulaklarınızın pasını siliyor. Ayrıca şanslıysanız (genellikle saat 21:00’den sonra) aşık atışmaları oluyor. Size karnınız tok, sırtınız pek bir gece yaşatıyorlar. Servis edilen yöresel yemekler hakkında Dilek hanım detaylı bilgilendirme yapıyor. Misafirlerle özel ilgileniyor. Sakın rezervasyonsuz gitmeyin.

Tel: 0(474) 212 61 31

Kars Kaz Evi; adı üzerinde kaz etini yemeniz gereken restoran. Kaz eti fiyatları birçok yerdeki gibi biraz pahalı. Ayrıca biraz daha turistik bir mekan. Evelik çorbası’nı da burada deneyebilir, aşık atışmalarına denk gelebilirsiniz.

Tel: 0(474) 212 37 13

Tadım Döner; çok önerildi, bir bildikleri var dedik. Kısıtlı zaman yüzünden bizim tatma fırsatımız olmadı. Siz giderseniz deneyin, bizimle de paylaşın. Olur mu?

Atalay’ın Yeri; Çıldır’da yemek yeyip, gölün üzerinde tur atabileceğiniz tek yer. Dışarısı buzdan daha soğuk iken içeride yanan sıcacık tınal sobanın yanında iliklerinize kadar ısınıyorsunuz. Sonra diyorsunuz ki; ”bugünü burada, bu sobanın yanında dışarıdaki bembeyaz gölü izleyerek geçirelim” Siz yemeğinizi bitirip çayınızı yudumlarken kapıdan 2-3 kişi giriyor. Sonra zincirleme bir tur kalabalığı derken o güzelim keyfi bırakmak zorunda kalıyorsunuz. Bu dediklerimi küpe yapıp erkenden gidin. Benden söylemesi :))

Kılıçoğlu Pastanesi; yine eski bir binada hizmet veren bu pastaneye girip arka tarafa doğru ilerleyince kocaman, güzel dekore edilmiş bir salona çıkıyorsunuz. Salonda sesleriyle şenlendiren 2 şirin kuş bile var. Özenle besliyorlar :)) Eğer rahat bir kahvaltı etmek isterseniz sizi buraya alalım.

Craft Coffee No:74; ”yapıcan buraya bir 3. dalga kahveci, keyfine bakıcan” derken derken yapmışlar ya. Hani İstanbul’dan alıştığımız dip dibe masalarda kendi sohbetinizden çok yandakinin sohbeti ilgi çeker ya.. Her durumu öğrenirsiniz, erkek arkadaşıyla kavga etmiş, sonra bir daha da aramamış onu. Öbürü de iş yeriyle dertli, ayrılacak ama tazminatı var içeride, yedirmeyecek onlara :))) İşte burada yayıla yayıla mis gibi kahvenizi yudumlarken dışarıda yağan kara odaklanıp hülyalara dalabilirsiniz. Giderseniz yardımsever çalışanlardan Zehra’ya benden çok selam iletin.

 

Birkaç İpucu;

  • Her gün saat 10:00’da Ani Ören Yerleri’ne giden belediyeye ait otobüsler var. Fiyatı 15 TL. Otelinize sorup, araç kiralamadan işi çözebilirsiniz. 
  • Çıldır Gölü’ne gittiğiniz gün Boğatepe Köyü’ne uğramayı ihmal etmeyin. Yol ters falan değil. Böyle söyleyenlere itibar etmeyin. Fakat sıralamayı önce Çıldır, sonra Boğatepe olarak yaparsanız turlardan kıl payı sıyrılmış olursunuz. Tur şirketleri tersi sıralama ile ilerliyorlar.
  • Kars ilinde Atatürk için bestelenen bir marş var. 1926’da Atatürk eşi Latife Hanım ile ilk kez Kars’a geldiğinde, Karslılar bu marşla karşılama yapıp Türk bayrağı eşliğinde Kafkas Oyunları oynamışlar. Eminim hayatınızda bir kere bu marşı mırıldanmışsınızdır. Hoş gelişler ola Mustafa Kemal Paşa…

Geldik bir Kars Gezi Rehberi yazısının sonuna. Sürpriz yumurta, ülkenin çok doğusu, güzeller güzeli, görülmeye değer şehir Kars’ı ihmal etmeyin. İster Doğu Ekspresi deneyimi ile birleştirin, ister uçağa atlayıp doğruca hikayenizin içine dalın. Henüz gezebilecekken mutlaka burayı görün. Bir Yusufcuk Havalandi ile başka özel yerlerde buluşmak üzere..

 

Sevgiyle.

Fotoğraflar: Tuğçe Tüzün – Yiğit Ali Tüzün

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir